Make your own free website on Tripod.com

                                                                          AYAŞ’TA EĞİTİM

Ayaş'ta ilk açılan öğretim kurumları Sıbyan mektebi ile medreselerdir. İlk rüştiyenin ise 1871 yılında açıldığı tahmin olunmaktadır. 1873 tarihli Ankara Salnamesine göre o tarihte rüştiye'de 33 öğrenci vardır.

1900 tarihli Maarif Salnamesine göre Ayaş'ta 7 medrese, 2 iptidai, 1 rüştiye mektebi vardır. Aynı salnameye göre ilçedeki medreseler şöyle:

Medresenin Adı

Bulunduğu Mahalle

Müderrisi

Öğrenci Sayısı

Kurucusu

Şeyh Muhittin

Şeyh Muhittin

Müftü Ahmet Ef.

68

Halk

Bünyamin

Derviş İmam

Abdurrahman Ef.

61

Vecihi Paşa eşi Müslime Hanım

Avniye

Şeyh Muhittin

Nuh Ef.

100

Halk

İnsaniye

Camiatik

Hasan Ef.

11

Halk

Hüsniye

Şeyh Muhittin

Mehmet Ef.

33

Halk

Hacı Göğüs Ağa

Hacı Veli

Ali Ef.

79

Hacı Göğüs Ağa

Hamidiye

Hacı Recep

Ali Ef.

54

Halk

Ayaş'ta okuma-yazma oranı bir hayli yüksektir. Ayaş'ta eğitime çok önem verilmesi nedeniyle, birçok büyük adam ve edebi kişiler yetişmiştir. Bunlardan bazıları şöyle:

-Bünyâmin Ayaşi

-Hekim Şaban Şifai

-Nişancı İsmail Kemalettin Paşa

-Hasan Kenzi Efendi

-Seyit İsmail Paşa

-Mes'ut Mehmet Ağa

-Es'ad Muhlis Paşa

-Rüşti Efendi

-Nusret Bey

-Sadullah Paşa

-Ahmet Fahri

-Hüseyin Hüsnü Efendi

-Muallim Şakir Efendi

Bünyamin Ayaşî

Asıl adı Mustafa olan Bünyamin Ayaşî, Bursalı Şeyh Ömer Sıkkinî (Bıçakçı Ömer)'den sonra Bayramiye tarikatının postuna oturmuştur.

Yapılan bir iftira sonucu Kütahya kalesine hapsedilir. Bu sıralarda Rodos adasını Kuşatan Osmanlı ordusu bir türlü sonuç alamamaktadır. Padişah Kanuni Sultan Süleyman huzursuzdur. Bünyamin Ayaşî'nin dostlarından olan Çuhadar durumu anlatınca, Padişah kendisinin salıverilmesini emretmiş ve kale bundan sonra düşmüştür.

Hekim Şaban Şifai

İmparatorluk döneminde yetişmiş ünlü hekimlerimizdendir. Asıl adı Ahmet Şaban olup XVll.nci yüzyılın ortalarında Ayaş'ta doğmuştur. Genç yaşında İstanbul'a giderek tıp tahsil eden Şifai, 1671 yılında Saray hekimleri arasına girmiştir. Daha sonra Süleymaniye Tıp Medresesine Müderris olan Şaban Şifai, birçok öğrenci yetiştirmiştir. Çocuk hastalıkları ile ilgili olarak yazdığı kitaplardan halen yararlanılmaktadır.

Nişancı İsmail Kemalettin Paşa

Ayaş'ta doğan İsmail Paşa genç yaşta Saraya intisap etmiş, Kiler Kethüdası, Hasoda Çuhadarı, Rumeli Beylerbeyi görevlerinden sonra 1678'de Nişancı olmuştur.

1688 yılında Vezir-i Azam (Başbakan) olan İsmail Paşa iki ay sonra azledilmiş ve Rodos adasına gönderilmiştir.

Hasan Kenzi Efendi

Kenzi mahlası ile tanınan Hasan Efendi Ayaş'ta doğmuştur. İstanbul'da tahsilini tamamlayarak Halvetiye tarikatının Sünbüliyye koluna intisap etmiş, Koca Mustafa Paşa Zaviyesi Şeyhi Alaaddin Efendiden ders alarak Manisa Ulucami'de görev almıştır. H.1112 veya 1127'de orada vefat etmiştir. Bilgili ve mütevazi bir din adamı olan Hasan Kenzi efendi aynı zamanda mutasavvıf bir şairdir.

En meşhur kıt'ası:

Aldın'mı sefa ile müsaffâ haberin sen

Ol nûr-ı Hudâ veçh-i mücellâ haberin sen

Her müddeiye sorma ki aşktan haberi yok

Nâmık'a suâl eyle o Azrâ haberin sen

Seyit İsmail Paşa

Ayaş Müftüsünün oğludur. Genç yaşında Saraya intisap etmiş, önce Kapucubaşı, sonra Mirimiran olmuş, Bolu ve Viran şehir Sancaklarında görev yapmıştır. 1824 yılında Kastamonu Sancak Beyliğine tayin olmuştur. Görevden azledildikten bir süre sonra vefat eden Seyit Ali Paşa Üsküdar'da defnedilmiştir.

Mes'ud Mehmet Ağa

Ayaş Müftüsü Hasan Efendinin oğlu, Es'ad Muhlis Paşa'nın Kardeşidir. Kapucubaşı oldu. Humbaracıbaşı olarak Sofya’ya gönderildi. Kastamonu Mütesellimi iken oradaki Tahmiscioğlu isyanını bastırmıştır.

Daha sonra isyan çıkan Ankara'ya Mütesellim olarak tayin olunmuş ve bu isyanı da bastırmıştır.

Mes'ud Mehmed Ağa 17 Rebi'ul-âhir 1269 tarihli bir vakfiye ile Ayaş'taki 21 dükkan ve Nakşibendi Tekkesi ile birçok malını, Bünyamin ile Şeyh Muhittin Camilerinin bakım ve onarım ve tekke giderinin ödenmesini istemiştir. 1843'de İstanbul'da vefat etmiştir.

Es'ad Muhlis Paşa

Mes'ud Mehmet Ağanın kardeşidir. 1780 yılında Ayaş'ta doğmuştur. İyi bir eğitim alan Es'ad Muhlis, genç yaşta Ayaş Voyvodalığına tayin olmuş, Silahşor olmuş, 1806 yılında da Dergâh-ı Âli Kapucubaşı rütbesini kazanmıştır.

Daha sonra İstanbul'a giden Es'ad Muhlis, bir süre memurluklarında bulunduktan sonra 1823 yılında Vezir olmuş ve Edirne Valiliğine getirilmiştir. Bir müddet Bursada ikamete memur edilen Es'at Muhlis Paşa 1830 yılında Erzurum Valiliğine gönderilmiştir. Daha sonra muhtelif görevlerde bulunmuş ve 1852 yılında ölmüştür.

Aynı zamanda bir şair olan Paşâ’nın Şam Hükümet Konağına astırdığı Kıt'ası şöyle:

Şer'ü Kanûna o kim emrini tatbik eyler

Anı da Hazret-i Hak mazhar-i tevfik eyler

İki Divanda da mes'ûldür ol vâli kim

Fasl-ı da'vâ da ne tahkik ve ne tedkîk eyler

Rüşti Efendi

Veliyüddin Rüşdi efendi Ayaş'ta doğmuştur. 1835 yılında İran'a gitmiş, dönüşte Hâcegân sınıfına girmiş ve şiirle uğraşmıştır.

Dispanser çeşmesindeki Kitabe Rüşdi efendiye aitttir.

Ayaş mu'teberanından Hâcı İlyas Efendi Zâde Hasan Efendinin hayratıdır. Sene 1311, 7 Şevval.

Salih Hayri

Ayaş'ta doğdu. Genç yaşta İstanbul'a giderek Hocapaşa semtinde bir yazıcı dükkan açtı. Dükkan kısa sürede edebiyata meraklı gençlerin buluşma yeri oldu. 1840 yılında Karantina İdaresine memur olarak girdi. 1845 yılında Hâcegânlık rütbesi verildi. 1876 yılında öldü.

Salih Hayri'nin bir terci-i bendinin son iki beyiti şöyle:

Hakk-ı nân-ü nemeki Hayri gözetmek gerekir.

Acı söz söyleme bakkala kabâhat gibidir.

Bir kuru nâne teşekkür ederiz bulmak eğer

Şükr-i nimet dahi Mevlâya ibâdet gibidir.

Nusret Bey

Es'at Muhlis Paşa’nın oğludur. 1834'de Erzurum'da doğdu. Sadaret Mektubi Hülefasında iken 1855 yazında genç yaşta ölmüştür.

Sadullah Paşa

Nazırlıklarda, elçiliklerde bulunmuş ve edebiyatımızın yenileşmesinde emeği geçen bir hemşehrimizdir. Es'ad Muhlis Paşa’nın oğlu olarak 1838 yılında Erzurum'da doğmuştur.

1852 yılında Maliye Nezareti Varidat Kaleminde mülâzim olarak memuriyete başlamış, birçok görevlerde bulunduktan sonra 1873 yılında Cevdet Paşa’nın nazırlığı zamanında Maarif-i Umumiye Nizâmnamesinin gerekçesini hazırlamış, 1874 yılında da Defterhâne Nazırlığına getirilmiştir. 1877'de Berlin Büyükelçiliğine tayin olmuş, bu görevde iken önce Ruslarla yapılan Ayastafonos (Yeşilköy) muahedesine ve daha sonra Berlin Kongresine ikinci murahhas olarak katılmıştır. 1883 yılında Viyana Büyükelçiliğine atanmıştır. Bu görevde iken 1891 yılında vefat etmiştir.

Değerli bir hariciyeci olan Sadullah Paşa, Avrupa’da fesi çıkararak şapka giyen ilk Türk Sefiridir.

Mehmet Hıfzı

Ayaş'lıdır. 1729'da doğup 1807'de öldüğü bildirilmekte ise de daha ileriki yıllarda yaşadığı tahmin edilmektedir.

H. 1295 tarihli olup Bünyamin-i Ayaşi'yi öven Kasidesinin son mısrasında şöyle demektedir:

"Gufteha yı Es'adı te'yîd eden bu nazm bil"

Ahmet Fahri

1845 yılında Ayaş'ta doğmuş, 1918 yılında yine Ayaş'ta ölmüştür. 40 yaşında memurluğa başlayan Fahri, Yabanabad Reji memurluğu yapmış, Ayaş Sandık Emini olmuştur. 8 yıl sonra azledilen Fahri bir süre sonra tekrar göreve alınmış. Ayaş, Zir ve Yabanabad Nüfus memurluklarında bulunmuş, son olarak Ayaş'ta Orman memuru olmuştur.

Ayaş Sandık Emini iken Vilayete gönderdiği manzum terfi dilekçesini şöyle bitirir:

Emin-i Sandık kaza-i Ayaş

Hâlâ yüz kuruş maaş

Hüseyin Hüsnü Efendi

1867 yılında Ayaş'ta doğmuştur. Medresede okumuş, Ayaş Müftüsü olmuştur. 1937 yılında vefat etmiştir.

Bir gazelinin son iki beyiti şöyle:

Ey hayâli didemi rûşen kılan

Gaip oldum dide ruhsârın arar

Gel ki Hüsni yandı nâr-i işkına

Sep zülâl-i la'lini ey gül-izâr

Muallim Şâkir Efendi

1872 yılında Ayaş'ta doğan Şakir Efendi, 1895'de İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunun Edebiyat bölümünden mezun olmuştur.

İlk tayini Konya İdadisi Müdüryardımcılığı sırasında arapça, tarih ve coğrafya dersleri vermiş, boş zamanlarında da şiir ve resimle uğraşmıştır. 1901 yılında Tokat İdadisi Müdürlüğüne atanmış, 1904 yılına kadar orada kalmıştır.

Boş zamanlarını okuyup-yazarak, resim yaparak ve keman çalarak değerlendiren Şakir, dar düşünüşlü softaların hoşuna gitmemiş ve kendisi dinsizlikle suçlanmıştır. Hassas bir ruha sahip olan Şakir, herkesi kendisine düşman saymış ve bunalıma girmiştir. Görevden alınan Şakir Ayaş'a gönderilmiş, bir süre sonra arzusu üzerine Konya’ya nakledilmiştir. 18 Haziran 1917 tarihinde orada ölmüştür.

Aşağıdaki kıt'a Ayaş'tan Konya'ya giderken yazılmıştır.

Bozulmuş bezm-i yâran çâşnî-i mey değişmiştir.

Tarabgâh-ı cihanda nâğme-i hey hey değişmiştir.

Hulâsa bence şimdi kıble-î kalbim Muhammed'le

Hudâ-yı lemyezelden mâadâ her şey değişmiştir.

Cumhuriyet Dönemi

Yazı devriminden sonra Ayaş'ta önemli gelişmeler olmuş, Köyler birer, Ayaş 2 ilk okula kavuşmuştur. Daha sonraki yıllarda Kimsesiz Çocukları Yetiştirme Yurdu, Akşam Sanat Okulu ve önce ortaokul, sonra da lise eğitimi başlamıştır.

Sadullah Paşa ilköğretim okulu (Halen faal değil)

Hazırlayan:Berrin AKAR